"Gelenler" Bölüm -1- 05.04.2026


" - Teknolojiyi ete kemiğe büründürüp dokuya dönüştürdükten sonra avuç içi camların ve şakağa değdirilen ince çubukların artık müzelik eşyalar olduğu, insanların düşüncelerini ve anlık kornea görüntülerini Dünya'nın öbür ucundakiler ile takas ettiği dönem başladı.

İnsan yaşının ikiye bölünüp saat süresi ve biyolojik rot ile belirlendiği bu yıllar; sönük güneşin batıdan kendini yavaş yavaş göstermesi ile yapay altı güneşin Dünya'yı aydınlattığı yıllardır.

İnsanlar, 'Hafıza Ötenazisi' ile hayatlarını değiştiriyor, bir Dünya vatandaşı olması hasebiyle elde ettiği kanuni hak olarak; geleceğin daha da ötelerini görebilmek için kuyruk sokumu kemiğinin ilk boğumunu ve efipiz bezinin merkez hücresini dondurtturuyordu.

Dünya, yeraltı ve yerüstü olarak ikiye bölünerek yaşam alanları inşaa edildi. Az sayıdaki kara parçaları da hayati öneme sahip gıda gibi yetiştirme ve üretme alanı olarak ayrıldı.

Küre'nin bütünün bölgelerini birbirine bağlayan "Elektromıknatız" tabanlı dev tüneller anlık ulaşım için tek sefer bağlantılarıdır.

Tek enerji kaynağı "Olumsuz etkileri minimize edilmiş" yeni adı ile "Bionükleer" enerji olan bu Dünya, az miktarda toprak ve alabildiğine su ve metalden ibarete dönüştü.

Bilimin adının unutulduğu ve Teknoloji'nin hayal bile edilemeyecek kadar ilerlediği ve yeni adının "Teknoform" olarak isimlendirildiği bu muazzam çağ'da; insanoğlu'nun "Hafıza Kartı" olarak keşfi yapılan "Alın Kemiği" bu gelecek Dünyasının arşivi oldu.

Genetik nedenlerden dolayı doğal yöntemlerden ziyade; beyaz biyolojik silikon kapsüllerde döllendirilip oluşumu gerçekleştirilen bebekler, zaman bitimi doğumunda yeni nüfusu oluşturdu.

Kuluçka süresinde faydalı genetik müdahalelerden dolayı hastalanmayan ve başta D Vitamini gibi bir çok vitamine ihtiyaç duymayan bu yeni nesil, tek tip giyinen ve sadece doymak için yemek yiyen yani çeşit ve lezzet aramayan, standartlara göre çok çok yüksek zekalı bireylerden oluşmaktadır.

***

"Gelenler" Geleceğin Dünyası hakkında öyle şeyler anlattılar ki şu an ki lisan ve şu an ki anlayış/kavrayış kapasitesine sahip insanlar anlayamazlar. Çünkü bu durum hayal etme yeteneğinin müthiş derecede çok üstünde bir konumdan kaynaklanmaktadır. 

Tıpkı bu zamana kadar insanların gördüğü binlerce renk çeşiti sayısının dışında hiç görülmemiş ve diğerlerine hiç benzemeyen ve mukayese ile örnek gösterilemeyen bir rengi izah etmeye çalışmak gibidir. 


Bölüm -2-'de görüşmek üzere.